Son yıllarda dijital medya ve teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte, dünya genelinde büyük dijital platformlar rekabetin merkezinde yer alıyor. Google, Meta (Facebook, Instagram ve WhatsApp) ve TikTok gibi dev şirketler, Türkiye gibi gelişmekte olan pazarlarda da güçlü bir varlık göstermeye başladılar. Ancak bu süreç, Türkiye için bazı zorlukları ve kayıpları beraberinde getirdi. Peki, Türkiye dijital ekonomi savaşında neden geri planda kaldı?
Dijital dönüşüm, günümüzde bireysel ve kurumsal birçok alanda bir zorunluluk haline geldi. Türkiye, bu dönüşüm sürecinde birçok fırsata sahip olsa da, bazı engellerle de karşı karşıya kalıyor. Global dijital platformlar, sundukları yenilikçi hizmetler ve geniş kitlelere ulaşabilme kabiliyetleri sayesinde, Türkiye’yi geride bırakmaya devam ediyor. Özellikle Facebook’un (şimdi Meta olarak biliniyor) Türkiye'deki kullanıcı sayısının hızla artması ve TikTok’un genç kitle üzerindeki etkisi, bu platformların ne denli etkili olduğunu gözler önüne seriyor.
Öte yandan, Google’ın Arama Motoru Pazarlama (SEM) ve Dijital Reklamcılık alanındaki hâkimiyeti, Türkiye’ye özgü yerel alternatiflerin gelişimini zorlaştırıyor. Türkiye’de yükseklik kazanması gereken dijital girişimler, çoğu zaman bu büyük oyuncular karşısında eziliyor. Bu noktada Türkiye'nin dijital alanda öne çıkabilmesi için destekleyici bir ekosistem oluşturulması şart. Yetersiz kaynaklar ve yatırım eksiklikleri, yerli girişimlerin bu platformlara karşı rekabet etme şansını azaltıyor.
Türkiye, son yıllarda dijital alandaki regülasyonları artırma yoluna gitti. Bu durum bazı uluslararası platformların iş yapma şekillerini ve Türkiye pazarındaki varlıklarını etkileyebiliyor. 2020’de başlayan sosyal medya düzenlemeleri, Türkiye’deki dijital platformların daha fazla denetlendiği anlamına geliyor. Ancak bu düzenlemeler, aynı zamanda yerli platformların önünü açmayıp, daha çok uluslararası oyuncuların iş yapma biçimlerini etkiliyor.
Global devler, Türkiye pazarında güçlü bir konumda kalmanın avantajlarını yaşıyor. Yüksek gelir getirici reklamlardan, veri toplama stratejilerine kadar pek çok alanda hâkimiyetlerini sürdürüyorlar. Türkiye’deki düzenlemeler, kullanıcıları koruma hedefine hizmet etse de, dijital ekosistemin sağlıklı gelişmesini yeterince desteklemiyor. Dolayısıyla, Türkiye’nin bu süreçte doğru düzenlemeleri hayata geçirmesi ve yerel girişimlerin desteklenmesi hayati önem taşıyor.
Sonuç olarak, Google, Meta ve TikTok’un kazandığı bu dijital savaş, Türkiye’nin kaybettiği bir mücadele olarak görülüyor. Türkiye’nin dijital ekonomi potansiyelini daha güçlü bir şekilde hayata geçirebilmesi için, yenilikçi düşünme biçimlerinin benimsenmesi, yerli girişimlerin desteklenmesi ve uygun regülasyonların oluşturulması gerekiyor. Aksi halde, Türkiye, dijital gelecekte arka planda kalmaya devam edecek.